Palyaço Fanzin

düşünüp dünüp karara varılamayan ve yapılan bütün çabanın boşa gittiği, son sigaramın suya düştüğü, amorti bile vurmamış biletime beyaz bir güvercinin sıçtığı andan selam olsun...

palyaço fanzin gülümsemeksizin sunar: "5 über galaktik rezonans"

4 Şubat 2014 Salı

...

biz medenileştikçe şiddetimizde artıyor. artık öylesine öldürmüyoruz öldürdükmü. tekmeyle, tokatla, arabayla, işkenceyle, açlıkla, bıçakla... vahşice öldürüyoruz. tadını çıkartarak dövüyoruz... dövdük mü öldüresiye dövüyoruz...

medenileştikçe silahlarımız da gelişiyor. kimin tek seferde daha çok insan öldüren silahı varsa daha medeni sayılıyor. kim daha çok insan öldürdüyse onun takım elbisesi daha fiyakalı... ayaklarının altındaki kanı kimseler görmüyor. marka, imaj ve para cesedin üzerine örtülen gazete gibi saklıyor asıl gerçeği gözlerden.
 

(bir kolu çek, bir düğmeye bas. ve bir kentin düşüşünü izle... içindeki insanların yanışının sonsuz lezzetteki senfonisi...alkışlar, ışıklar, fotolar... "and oscar goes to ..." )

biz medenileştikçe birileri açlıktan ölüyor ey millet!
 

ben durmayı seçiyorum bu noktada daha fazla gelişimi midem kaldırmıyor...
 

/üçşubatikibinondört.

29 Ocak 2014 Çarşamba

içerdeyken dışarısı

siz gökyüzünü göre durun fakat bakmayın... ben düşlerimde izliyorum onu.
siz geçin güzelliklerin yanından görmeyin...
siz kavga edin, tükürün birilerinin yüzüne,
siz yaşam akıntısına kapılmış küçük yapraklar
siz kontrolü başkalarında olanlar.
siz insanlığınızı "doyarak" yaşayanlar.
siz doğaya çevre düzenlemesi diyenler, dünyayı kendi istediği gibi görenler, başkalarına öyle gösterenler
siz dua yı istek olarak algılayanlar.
siz para kazanın, siz araba satın alın, ev satın alın, insan satın alın. her şey ama her şey sizin olabilir.
siz vurun!
öldürün!
kirletin!
yakın!

nasıl demişti dünyayı rüyasından algılayan bilge bir adam:
"dünya bir düştür... ah evet... dünya bir masaldır..."
bize masal dünya... sonu size girsin...

28 Ocak 2014 Salı

ügr. yakında burada olacak.


Seni Aradım Birden

Azılı belalı adamlardı karabasan gibi uykuma çöken
-Ki bu kızgın kalabalık denizin içine içine itiyordu beni-
Tepemde ki ana rahminden yeni doğan güneş gibi
Kıpkırmızı kesilmişti yüzüm uyandığımda



Seni aradım birden
Hani çocukken geceleri üstümü açtığımda hiç üşenmeyen
Kalkıp yatağından üşümeyeyim diye ben
O beni sarıp sarmalayan annem gibi
Hastalansam gözlerini kımıldatmadan başucumda bekleyen
Sevdiğim ninnileri içinden geldiği gibi kulağıma söyleyen
Acıktığımda ise ağzında ekmeği öğüterek beni besleyen annem gibi

Seni aradım birden hani gülü kuruduğunda da seven
Sırf gül diye yapma bir çiçeğe saygıda kusur etmeyen

Onur Gülhisar

sebep istiyorum. sonuç zaten ortada.

bana saçma bir sebep verin...
lütfen...
ona inanıp bütün ömrümü harcayabilirim gözümü bile kırpmadan. öyle saçma bir sebep olsun ki onun uğruna kalp kırıp, cinayet işleyebilmeliyim. öyle bir sebep olmalı ki, o kadar saçma olmalı ki yani peşimden milyonlar inanmalı bu sebebime.

mesela dünyanın bir kısmını yoketsem bazılarının sesi çıkarken, bazıları adam haklı demeli. bakınız adamlar yapmış: herhangi bir savaş...

mesela insanların büyük bir kısmının paralarını mallarını çalsam bazı akıllılar "ulan ne oluyor" derken büyük bir kısım susmalı... bakınız adamlar yapmış:  kapitalist sistemler.

mesela insanların umutlarını çalsam, onları özgürlük adına kandırsam, vaadler verip tutmasam binlerce insan peşimden meydanlara dökülse. bayraklar sallasa, sloganlar atsa. bazılarıda cop sallasa ardımızdan. bakınız adamlar yapmış: komünizm.

mesela ben ceplerimi bir güzel doldururken, lüksümden asla vazgeçmez, son model arabalar kullanırken onlar açlıktan geberseler dahi seslerini çıkartmasalar. soru sormasalar.
mesela tam seslerini çıkartacaklarında onla bir gol sevinci, ne bileyim bir türban problemi, bir alakasız birşeyler verip yine sustursam.

bana saçma bir sebep verin. o sebeple dünyayı yokedeyim.
bana sebebinizi söyleyin bende size ne kadar yavşak olduğunuzu söyleyeyim.