Palyaço Fanzin

düşünüp dünüp karara varılamayan ve yapılan bütün çabanın boşa gittiği, son sigaramın suya düştüğü, amorti bile vurmamış biletime beyaz bir güvercinin sıçtığı andan selam olsun...

palyaço fanzin gülümsemeksizin sunar: "5 über galaktik rezonans"

30 Aralık 2010 Perşembe

Hermann Hesse ritüeli..




Hermann Hesse ritüeli...

Gülbahar Karakoç

Bir roma hamamındayım. Aklımda üç gün ertesi bir hayal…üç gün önceden..
bir kaçıktan mektup var!
Kendime döndüm. Kendimden döndüm. işte ilk oyunumu böyle oynadım ..eğlenceli değildi ama hoşuma gitti..
O roma hamamında terleyen hayatımın sırtını keseledim.. açıkta kalan kemiklerim senindir artık…kayboluyorum...
Uzun ve sarışın ağaçların gövdelerinde yoksunluk biriktirdiği bir manzaradayım şimdi..izlanda yakınlarında bir cennette..
arabanın tekerine dolanan birkaç anıyı kurtarmaya çalışırken alev alan direksiyonu izliyorum…
ne olduğumun bir önemi yok ama ne olduğunuz hala önemli.
saydam bir dünyanın nefes alan duvarlarına çizikler atıyorum öleceğimi düşünürken..biyografim de olsa olsa üç beş çizgi.. onları seviyorum… unutmayı sevdiğim gibi. izlanda gibi.
unutmak hatırlamamak gibi değil. doğaç yeteneğimi hafızamın zayıflığına borçluyum ben. Ahmakça gelebilir ama öyle.
Bu dünya..
ahmakların tesadüflere değil, tesadüflerin ahmaklara inandığı bir dünya belki de.
Az sonra Kiev metrosundayım.






kiev metrosunda dans eden güzel bir rus görseydim bu aklımda kalırdı. ama orada gazete kağıtlarının üzerinde yatan evsizleri çabuk unutuyor insan..
sarhoşluğun hepimizle dalga geçtiği zayıf bünyelerimizle, kudretli hayaller kurmak. açılımsız bir cümleye aşık olmak kadar sıradan her şey. Ne yazık …
hatırlamak ya da unutmak. Ve kiev metrosundan yuvarlanan bir duble hayat. İç.
artık burada bir yerdeyim…
Sen kutsal ışığı arayan zavallı şövalye. Ben, mayhoş bir desibelde inleyen genç Britanyalı. bir sürtük..
biz: ucube kısalıklarından başlayıp ömrün,uzun soluklar peşine düştük...zamanı da işte o an icat ettik..
Kutsal diye bir şey yok. Sevdiğim ve sevmediğim şeyler var.
Burada olmak gibi. bu an gibi. Britanya gibi.
gözlerinden başlayıp karanlıktan bir uçurum çizeceğim .. sonra da, iç çamaşırlarımı dağıttığım boşluktan fikir döllemek için manzaranı öpeceğim..son kez...
Estonya’da bir hapishaneye düşmeden önce böyle söylemiştim..
abartma..cinnetin eşiğinde beşik sallıyoruz hepsi bu...
Şimdi ellerimle, çiviye şu duvarı asarım… üzerine, çaktığım iki akiyle bir de mezar kazarım..
sonra Ganj'da bir rüzgar yakalayıp aklımı tıraşlarım..
üstelik ayağına bastığım hiç bir tanrıdan özür dilemiyorum artık .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder