Palyaço Fanzin

düşünüp dünüp karara varılamayan ve yapılan bütün çabanın boşa gittiği, son sigaramın suya düştüğü, amorti bile vurmamış biletime beyaz bir güvercinin sıçtığı andan selam olsun...

palyaço fanzin gülümsemeksizin sunar: "5 über galaktik rezonans"

30 Aralık 2010 Perşembe

Harrow Road W9 ve 73 penny



Harrow Road W9 ve 73 penny

Recep Gürses

konum olarak güzel bir noktadadır Harrow Road. Marylebone Road'un bitiminden başlar ve Sudbury'ye kadar devam eder. polis merkezleri , postahaneler bulabilirsiniz , marketler , cafeler , restaurantlar bulabilirsiniz Harrow Road ta. geceleri bisiklet hırsızlarından çok cüzi bir miktar karşılığında bisiklet alabilirsiniz. ve yine makul bir fiyata torbacıdan skunk alabilir ya da banklarda oturan zenci güzellerle sıkı bir pazarlık yapıp beğendiğiniz bir tanesini arabanıza alabilirsiniz.

gece saat 04:30 du ve yürümekten fena halde bacaklarım ağrımıştı. oyster'ımın ve cüzdanımın bakiyesi 0'ı gösterdiğinden kelli otobüse binemezdim. sike sike eve kadar yürüyecektim. Harrow Road'taydım ve eve kadar en az daha yarım saat yolum vardı. yolun karşı tarafında ki banklara bakıp "en iyisi oturup bir sigara sarayım" dedim kendi kendime.

yolun karşısına geçip banklardan birine oturdum. cebimden sigara malzemelerimi çıkardım ve hızlıca bir sigara sardım. sigarayı yakarken çakmağımın gereğinden fazla teklediğinin yani ömrünün sonuna geldiğini anladım. en fazla 10 sigara daha yakardı , daha sonra sike sike yenisini almak gerekecekti. elimi sağ cebime sokup cebimde ki tüm penny'leri çıkartıp saydım ; sonuç 73 penny idi. 73 penny'e çakmak alınır mı diye düşünmeye başladım hummalı bir biçimde. genelde bu tip durumlarda asıl önemli olan satıcının insiyatifidir. ve satıcının insiyatifi yine satıcının cinsel hayatıyla doğru orantılıdır. her gün mütemadiyen 30 - 35 dakikasını 31 çekmeye adamış bir satıcı kolay kolay kimseye kıyak geçmez. çünkü hayatta ona kıyak geçmiyordur. esasen hayat bu kadar basittir ; yersen.

sigaramdan 1-2 duman çekmiştim ki , 10 metre ilerimde ki bank'a zenci bir çift geldi. kadının giyiminden bir fahişe olduğu anlaşılıyordu. çocuğun giyiminden de ona kur yapan bir fıkara olduğu bariz ortadaydı. onlar kendi aralarında sessizce bir şeyler konuşuyorlardı , bense kendi halimde sigara içiyordum. çok kısa bir süre sonra üçümüzün de dikkatini çeken siyah bir araba belirdi. araba yanımızdan yavaşça geçerken içinde ki tiplere bir göz attım ; fahişe aradıklarını anladım ve "tam yerindesiniz" dedim içimden. araba geçtikten sonra saatime baktım ; saat 04:35'i gösteriyordu. önümde uzanan yolu düşündüm ve "gitme vakti dedim kendi kendime.

banktan kalktım ve daha 10 adım atmadan aynı arabanın karşıdan geldiğini gördüm. araba yine yavaşça geldi ama bu sefer zenci çiftin önünde durdu. kadın ayağa kalktı ve - büyük ihtimalle - arabadakilerle fiyat üzerinde konuşmaya başladı. arabanın yanından geçip gittim. çok fazla ilerlememiştim ki arabanın kapısının açılıp kapandığını duydum. anlaşmaya varılmıştı ve geriye dönüp bakmaya gerek yoktu. bir an kadının yanında oturan herifi düşündüm ; kadın

arabaya bindiğinde ne hissetmişti ya da daha doğrusu bir şey hissetmiş miydi ? bilmiyordum. açıkçası pekte umurumda değildi. umurumda olan tek şey önümde uzanan ve yürümek zorunda olduğum yoldu.

evin yolunu yarılamıştım ki aklıma bu yazıyı yazmak geldi. eve geldiğimde de yazmaya başladım ve hala yazıyorum. şimdi ; bu yazının amacı size Harrow Road'u ya da hayatın acımasızlığını filan anlatmak değil kesinlikle. bu yazıyı yazmakta ki tek amacım kendime gülmek. sonuçta hikayenin içinde ki fahişe belli bir eder karşılığında vücudunu sunacak ve para kazanacak. fahişenin müşterileri ise belirli bir gider karşılığında kendi zevklerini tatmin edecekler. fahişe'nin yanında ki eleman ise kadına yazan bir fukara da olabilir , kadının godoş'u da olabilir ; bilmiyorum. ama her iki durumda da o da kendi çıkarları ve menfaatleri için orda. her durumda onunda bir amacı var.



bu hikayenin anlatıcısı olan ben ise cebinde 73 penny ile can sıkıntısından , odamın duvarlarına vuran sorulardan kaçmak amacıyla yürümeye çıkmışım. yani hikayede ki en büyük kaybeden ; ne fahişe , ne fahişenin yanında ki eleman , ne de fahişenin müşterileri. bu hikayenin en büyük kaybedeni benim amına koyayım , ben.

Ve böyle buyurdu Fcuk What You Say…




http://fuck-what-you-say.blogspot.com
http://www.slowdeepandhard.net

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder